Beyaz Zambaklar Ülkesinden Notlar (Özgün Yüksel)

  Rus yazar Grigory Petrov , eserinde Finlandiya için ‘Beyaz Zambaklar Ülkesi’ demiştir.
Hristiyanlığın kutsal kitabı İncil’de beyaz zambak cenneti tasvir etmek için kullanılmakta.
Dünyaya başta eğitim sistemi olmak üzere her alanda örnek olan, refah seviyesi böylesine
yüksek bir ülke için hiç de haksız bir tasvir değildir. Bunu yakından görme şansına erişmiş biri
olarak söylüyorum.

 2015 yılı Erasmus+ Projesi kapsamında bir haftalığına Tampere şehrine konuk oldum.
Yaklaşık 4 saat süren uçak yolculuğu sonunda Helsinki Vantaa Havalimanı’na vardım.Kısa bir
tren yolculuğuyla Tampere’ye ulaştım Helsinki’ye yakın bir mesafede olan Tampere, ülkenin en
büyük ikinci şehri. Ünlü telefon markası Nokia’nın kurulduğu şehir önemli bir sanayi ve kültür
merkezi.Geniş kaldırımları/yolları, modern ulaşım ağları ve sayısız tarihi binasıyla harika bir şehir.
Nitekim burayı seyahat etmiş kişilerce bu şehre ‘ ‘Finlandiya’nın Manchester’ı’ ’denilmiştir.
Yaklaşık 400.000 nüfusu olan şehir Pyhajarvi ve Nasijarvi göllerinin arasında kurulmuş. Finlandiya’da 64.000’den fazla göl olduğunu da hatırlatmalıyım. Ayrıca ülkenin %60’nın ormanlarla
kaplı olması burası için de gayet geçerli.

 Proje kapsamında konuk olduğum ev sahiplerimin ikisi de öğretmen. Yaşadıkları ev,
çocuklarına sağladıkları rahatlık, kullandıkları teknolojik ürünler, Finlandiya’da öğretmene sağlanan
ayrıcalıkları yerinde görmemi sağladı. Buradaki öğretmenlerin yaşam koşullarının kalitesi,
verdikleri özveriyle alakalı. Zira her öğretmen en az bir alanda doktora yapmak, kendi dilini
çok iyi bilmek dışında İngilizce başta olmak üzere başka dillere de vakıf olmak zorunda. Bu
bilgiyi proje arkadaşımın okulunu ziyaret ettiğimde okul müdüründen hizmetlisine kadar herkesin
iyi derecede İngilizce bilmesine şahit olduğumu söyleyerek doğruluyorum. Ayrıca İsveççenin
büyük ölçüde konuşulduğunu da eklemeliyim. Zira Finlandiya uzun yıllar boyunca İsveç
sömürgesi olarak kalmış. Metroda, havalimanında ve çeşitli kamu alanlarında yapılan anonslar
önce Fince, sonra İsveççe en son olaraksa İngilizce yapılmakta.

 Evet, Finlandiya’da öğretmenler oldukça değerli.Aslında burada sadece öğretmenler
değil tüm insanlar oldukça değerli.Bununla ilgili olarak şu bilgiyi aktarayım. Finliler Hristiyanlık’tan
önce dünyada herkesin eşit olduğunu temel alan,ismini şu anda hatırlayamadığım
bir inanışa tabidirler.İnsani özellik olarak gözlemlediğim kadarıyla, ‘‘Kuzey’in insanları soğuk
olur’’ fikrinin aksine gayet yardımsever,güler yüzlü,sakin,çalışkan,saygılı insanlar.O kadar sakin
insanlar ki yüksek sesle konuşmayı tehdit olarak görüyorlar.O kadar çalışkanlar ki işçisi,memuru,
devlet adamıyla 1912 yılında kazandıkları bağımsızlıklarını,yaptıkları işlerle taçlandırıyorlar.
Şüphesiz yaptıkları en önemli iş; dillere destan eğitim sistemleri. Seyahatim boyunca
sık sık ev sahibi arkadaşımın okulunda incelemelerde bulundum. Bu eğitim sisteminin bugünkü
namını kesinlikle hak ettiğini anlatmaya nereden başlayacağımı açıkçası bilemiyorum.Bir kere
eğitimin sağlıklı ve verimli yapıldığı muntazam okullar…..Müzik sınıflarından, basketbol sahasına,
geniş konferans alanlarından atletizm alanına, yemekhaneden el sanatları sınıfına kadar
her türlü alan düşünülmüş.Hatta bedensel yahut zihinsel engellilerin özel eğitim aldığı alanlar
dahi var.Burada el sanatları sınıfının kapsamını açıklama ihtiyacı duyuyorum.İlk olarakAğaç
ürünleri sınıfı… Ülkenin coğrafyasında ormanların büyük bir paya sahip olduğunu belirtmiştim.
Öğrencilerin fen, sosyal bilimler, spor ve sanat alanlarında donatılmalarının yanı sıra ülkenin
doğal kaynaklarından da istifade etmeyi öğretiyorlar. Öğrenciler öğrendikleriyle balta, sandalye
gibi basit şeylerden ev yapımına kadar birçok şeyi yapabiliyorlar. İkincisi ise biçki-dikiş sınıfı…
Bununla ilgili şöyle bir anekdot geçmek istiyorum. Okul gezisi sırasında rehber biçki dikiş
dersine ilginin çok fazla olduğunu belirtti. Bunun üzerine rehbere ‘ ‘Erkekler de bu derse ilgi
gösteriyor mu? ’sorusu karşısında alınan ‘ ‘Erkeklerin gömlek düğmeleri kopmuyor mu?’’cevabı
gayet anlamlıdır.

 Bunun dışında öğrencileri asla bunaltmayan bir eğitim programları var. Ev sahibi
arkadaşımın ablaları ile yaptığım sohbetlerden öğrencinin notla korkutulmadığını, sınavların
oldukça az olduğunu, Türkiye de var olan özel okul kavramının, hükümetlerince adaletsizlik
olarak düşünülmesi sebebiyle olmadığını öğrendim. Onlar da Türkiye’deki durumu duyunca
şaşkınlıklarını gizleyemediler. Sevdikleri şeylere vakit ayırabildiklerini söylediler.Mesela ailenin
büyük kızı piyano çalıyor. Bunun ışında ailede herkes profesyonel olarak sporla ilgileniyor.
Spor… Finlandiya’nın can damarı. Ülke kar sporlarının öncüsü durumunda.1993 Avrupa
Artistik Patinaj Şampiyonası,2009 Avrupa Gençlik Olimpiyatları - Tampere’de yapılmış ve
bana maskotu hediye edildi, havamdan geçilmez(!) - uluslararası çapta aklıma gelen ilk örnekler.
Finlandiya Dünya Spor Tarihi’nde önemli bir yere sahip olduğu kadar benim hayatımda da
önemli bir yere sahip. Zira hayatımda patenle ilk kez Finlandiya’da kaydım. Düşe kalka ama
Türkiye ekibindekilerden daha ilerilere giderek kaydığım paten yaşanılan eğlenceli bir deneyim
olarak hayatımdaki yerini aldı.

 Ziyaretimin son gününde yapılan başkent Helsinki turu bu metnin yer açılması gereken
en önemli hadiselerinden.Üniversiteleriyle,futbol müsabakalarına ev sahipliği yapmasıyla
ünlüdür burası.İskandinavya’nın en önemli ,İsveç’e iki saatte giden günübirlik seyahat gemilerinin
ve nicelerinin barındığı limanı ve tam karşısındaki sarı renkli kraliyet sarayı….Sahip
olduğu eşsiz müzelerin dışında meydanındaki beyaz katedrali ve Ruslardan kalan Uspenski Ka20
tedrali’yle tarih kokan bir şehir burası.Tarihin rehavetinden kaçmak istediğinizde ünlü bestekar
Sibelyus ile aynı adı taşıyan ve adına anıt olan parkta yeşillikle buluşabilirsiniz.Böyle bir yeri
görmek büyük bir şans bence.

 Finlandiya seyahati, başta uluslararası akşam olmak üzere çeşitli etkinliklerle ülkemi,
şehrimi ve okulumu büyük bir gururla tanıttığım; yiyileni ,içileni,gezileni,dünyanın her tarafından
edinilen dostlukları ve şanslıyım ki mevsim ortalamalarının üzerindeki sıcaklığıyla güzel
yaşanmışlıklar olarak belleğimde hiç silinmeyecek olan yerini aldı.Bütün bu yaşadıklarım için
Erasmus ve birçok değerli projede ismini söz ettiren okuluma teşekkürü bir borç bilirim…

Yorumlar

Bu Haftanın Çok Okunanları

Siyah ve Beyaz (Merve Amanvermez)

Yerdeki Bulut(Efsa Demirhan)