Kayıtlar

Şiir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Milliyetçilik (Ümran Sağlam)

Ben laikçi , halkçı biri miyim bilmiyorum , ama milliyetçiyim ben ,en derinine kadar hem de.Nasıl olmayayım ki?İki aylık bebeğinin örtüsünü mermilerin üstüne örten Nene Hatun'un evladıyım ben.Altı yedi yaşlarda savaşa giden Ali'nin , Mehmet'in , Ömer'in kardeşiyim ben.İsmet Paşa'nın Kazım Karabekir'in Mustafa Kemal'in torunuyum ben. Bizim için karılarını dul , çocuklarını yetim bırakan babaların çocuğuyum ben.O güzel kırmızı beyaz bayrak yere inmesin diye , üstüne suikast düzenlenen ama hala son sözü bayrak olan şehidin son umuduyum ben. Biz milletken , bayrakken , toprakken , milliyetçi olan ben olmayayım da kim olsun sorarım size?

İlk Yolculuğuma Dair(Özlem Çaylan)

Uzun yolculukları Hep sevmişimdir. Sevme nedenim, ilk yolculuğum Ve yanımda sen oluşun. İlk ağlayışım senin yanında Sessiz ve usulca. Farkediyorsun ağladığımı Ya da ben öyle düşünüyorum. "ağlama" diyorsun bana "yanındayım" demiyorsun Ama yanımda olduğunu hissettiriyorsun Ya da ben öyle düşlüyorum. Farklı bir şehre gidiyoruz, Beraber. Ben o şehirde değil, Sende kaybolmak istiyorum. Ben o şehrin sokaklarında değil, Senin düşüncelerinde dolaşmak istiyorum Doya doya Ve seni seve seve biraz da. Ben o şehri değil, Seni keşfetmek istiyorum. Ama bu kadar kısa sürede Keşfedemezdim ki seni. Seni keşfetmek bir ömür isterdi Bana asla bahşedemeyeceğin bir ömür... Ve sonradan anlıyorum ki; Benim ilk yolculuğum Seninle değilmiş. Meğer benim ilk yolculuğum Senmişsin. İlk kayboluşum, ilk seyahatim ve İlk keşfedişim seni Ya da keşfedemeyişim Sadece bu sefer de Keşfettiğimi düşlüyorum seni.

Yerdeki Bulut(Efsa Demirhan)

Ben yerdeki bulut Beni gökte unut Kır doldu içime sapsarı İşçisin sen diyor cem karaca Kara kara asfaltlar geçiyor Umut buluyorum unut diyorum İnsan geç kalınmış bir vasiyet ruh Şeytani bir duygu insan kalmak Bir yolculuk geçiriyorum Yazı kışı güzü baharı sayıyorum Ölmek de istemiyorum Yaşamak da Ne mutsuzluk abidesiyim Ne  mutluluktan ölüyorum Ama kavrulmuş sıcakta Bir ağaç gölgesi kadar huzurlu Bir yolculuktayım kara asfalt sarı Sarı orman kırmızı Kırmızı yüzler utanmış Öylesine huzurluyum ki Ben yerdeki bulut İnsan diyor ne işi var orda Ne ben yerdeyim ne insan gökte Varsayılmamış bir arazide

Şehirdeki Kendim (Eftelya Koyuncu)

Bu şehrin insanları, bu şehrin insanları Yaşarken de ölürken de zavallı mı zavallı! İnsanlar şehirde gizli yaşarlar Duvarların ve kuralların ardında İnsanlar şehirde sessiz yaşarlar Çoğul ve tekil çığlıkların ortasında Beni tabiata verin Ben tabiatta "ben"im Sahte şehirdeki kendim Sahte tüm gördüklerim Tabiatın kucağında olsaydım Yeterdi bana su ve toprağım Tabiatın kucağında ölseydim Yeterdi bana tabiat mezarım Usandım saksı içi güllerden Usandım balkonlu evlerden Usandım şehrin meşgalelerinden Usandım şehirdeki kendimden Beni tabiata verin Ben tabiatta "ben"im Sahte şehirdeki kendim Sahte tüm gördüklerim

Tükeniş (Eftelya Koyuncu)

Kime arz etsem halimi Dinler geçer eminim Kana buladıkça yüreğimi Erir biter, tükenirim Gözledikçe afakı Alevlenir ümitlerim Yokladıkça aklımı Acep ben deli miyim? Nabzım atar derinden Yolum biter aniden Söyleyin avare miyim? Mekan artık bana bomboş Ya insanlar nasıl nahoş Ve renkler, nakışlar loş Ölü müyüm, diri miyim? Ölüm denen akşamı Daha çok özler miyim?

Kendini İcat Et (Eftelya Koyuncu)

Kelepçeler ve prangalar, Ellerin ve ayakların için Niye varlar? Mutlu olman için hani hürriyet lazımdı ya, Mutsuzluğunu ve olmazlığını isteyenler Önce dünyanı küçültüverdiler Sonra beynini işgal ettiler Şimdi konuşan sen değilsin. Sana yabancı iklimlerin Rüzgarı vurdukça Kavruluyorsun... Durgunluğun ve susamışlığın bu yüzden, Bu yüzden galiba sevdalarının olmazlığı, Bu yüzden günbegün yabancılaşman. Aç gözünün pınarlarını, Kavruluyorsun! Koş özlediğin iklimlere, Kuruyorsun! Yamyamların dansları ve çığlıklarıyla çıldırsan da Kendini icat etmelisin

Gönüller Ağlamasın (Eftelya Koyuncu)

Bir cümle yaz Gönlümün sayfalarına, Bilinenden olmasın. Bir tuğla ör Kalbimin duvarlarına, Delinenden olmasın. Bir umut büyüt Avuçlarımın ortasında, Kırılandan olmasın. Bir yer göster bana, Gelinenden olmasın. Anneler, yetimler Bir de gönüller ağlamasın

Siyah ve Beyaz (Merve Amanvermez)

Hayat, Yeni doğan bir bebeğin Görebildiği kadar beyaz Ve Hiç göremeyen bir insanın Baktığı kadar siyah İşte görmekle bakmak arasındaki Farkı yansıtan iki renk: Siyah ve Beyaz Baktıkça göremezsin Ne beyazda bir siyah Ne de siyahta bir beyaz Bu kadar zordur Hayatı anlamak Peki neden zordur? O kadar baktığımız halde Yine de beyazda bir siyah Siyahta bir beyaz olması Bakmışız ama görememişiz İnsanoğlunun felsefesini O bembeyaz bir çarşafa Leke düşürür hasetinden Simsiyah bir yola ışık tutar Sevgisi sayesinde Bu kadar ince bir ayrımdır Siyah ve Beyaz. Beyaz ki tüm renkleri içerir Yine de tertemizdir Siyah ki tüm renkleri savurur Yine de kapkaradır. Aslında bu renklerde İnsanlar gizlidir Bir insan ki Acıyı ,sevinci, üzüntüyü İçinde yaşar Kimseye gösteremez Bir insan ki Dayanamaz patlar Suçlanır bu yüzden, Karalanır. Kimse anlayamaz. Siyah ve beyaz, Suyun suya benzemesinden Daha çok benzer. İn...

Yalan Yıldızı (Mustafa Ceyhun Çalışkan)

Çocukluğum; Bir kuyruklu yıldızın, Geçmesini beklemekle geçti. Heyecanlarımı ve hayallerimi, Tam olarak yaşayamadan, Rotasız gemilerdeydim, Uçsuz bucaksız amaçlarımla, Ne demir atabildim denizlere, Ne misafir kalabildim limanlarda, Rüzgar hangi yöne götürdüyse, Bir yaprak gibi savruldum.... Kah ağladım keşkelerime, Kah güldüm acınası halime, Yağmurlarda sırılsıklam ıslandım, Sıcaklarda kahve gibi kavruldum... Bıkmadan usanmadan, Bekledim hep emekledim, Gözlerim hala gökyüzünde, Kırpmadan kapatmadan, Bir kuyruklu yıldız geçecek diye... Her yıldız kayışında, Onun geçtiğini zannedip, Geç kaldığımı düşünerek, Kahrolup üzülüyorum... Bir kuyruklu yıldız geçecek, Bense kuyruğundan tutacağım, Hiç bir şey anlamadığım, Çocukluğumu kurtaracağım, Aklımda binbir türlü hayallerle, Biraz gamsız,biraz şanssız, Belki gülünecek hallerle, Geçmişi unutturacağım... Tahta silgisi elimde, Gökyüzünü siliyorum, Ne ay ne güneş ne de yıldız, ...

Kalbin 'Geçmek' Hâli (Derya Cesur)

Olmuyor, Çok kez denedim ama mayamız tutmuyor seninle. Bu bölük pörçük halin bile geçit vermiyor, Sinene çarpıp bin parçaya ayrılıyorum her keresinde. Sen, heyula gibi dikildikçe karşımda Ben, Kucağımda günbegün artan kırgınlıkların ağırlığıyla irtifa kaybediyorum. Bir parçan değil miyim senin ben? Ellerine zorla tutuşturulmuş bir evlatlık gibi şevkat dileniyorum büyüklüğünden. Sense, Gül bahçende kendiliğinden biten yaban dikenine bakar gibi gezdiriyorsun gözlerini üzerimde. Büyüdükçe Kayıp gitmeye başladı gölgen üzerimden. Azaldı sığınacak serinliklerin ya da Etrafımı saran ateş çoğaldı sen bile fark etmeden. Parmak uçlarımdan, saçlarımdan kalbime yürüyen bu yangın hangi denizinde söner? Hangi ağacının gölgesi sırtıma dayanak olur da dik tutabilirim bu aklına küskün başı? Ah benim canım ülkem! Seçmeden doğduğum, Doğdum diye sevdiğim, Benim kalsın diye dövüştüğüm, Uğruna öldüğüm için durmadan övündüğüm Türkiye’m! Yoruldum üzerinde “insan” kalmaktan, bağ...