Kayıtlar

Eleştiri etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Uykuların Doğusu (Hatice Ceren Tırış)

Hasan Ali Toptaş, kendi deyimiyle tam olarak ne yaptığını bilmeyen, bilinç olarak adlandıramayacağımız bir bilinçle ya da bilinçsizlik kılığına bürünmüş uzak bir bilinçle eserlerini kaleme alan bir yazar. “ Bir metinde her şey düşünülmüşse, her şey aklın menzilinde olup bitiyorsa o metin sağlıklı bir metin değildir. ” diyen Toptaş, romanlarını tasarlamadan yazdığını, ilk cümleyi bulduktan sonra devamının geldiğini, metnin geleceğini metnin içinde düşündüğünü söyler.  Uykuların doğusu, kısaca dayısının hikâyesini yazmak için masanın başına geçen anlatıcı-yazarın, birçok metni bir araya getirerek oluşturduğu bir kitap. Anlatıcı-Yazar dayısının hikâyesini anlatmak için yola çıkmış olmasına rağmen, “ daha sonraki olaylara geçip kelimeden kelimeye seken aklını ” kontrol edemez ve bize dayısının hikâyesinin yanı sıra (hatta dayısının hikâyesini bir yana bırakarak) birçok hikâye anlatır. Yani roman, anlatı bakımından Dayı’nın hikâyesi olmamışsa da, anlatış biçimiyle beraber aktarılan h...

Dağı Delen Irmak (Mehmet Akif Çırlan)

Kemal Karpat, tüm yaşamı boyunca onu diğer tarihçilerden ayıran niteliklere sahip oldu. O asla geçmişin geçmişte kalacağını düşünmedi. Yakın tarihimizi, geçmişin aydınlatıcı ışığında müşahede etti, geleceğe yönelik çıkarımlarda bulundu. Yaşamını Batı’da sürdürmesine rağmen araştırma sahası hep Doğu oldu. Birçok engelle karşılaştı, ama bunları önüne çıkan dağı delen akarsu misali aşmasını bildi.  Hayatında hep bir sonrasını planladı, asla elindekiyle yetinmedi. Dünyevi kazanımlardan çok insanı manen besleyen ilmi çalışmalarda kazanımlar elde etmeyi amaçladı. Çarpıtılmış tarihe yaşamı boyunca karşı çıktı. Katılımcı (participant) olmaktan ziyade gözlemci (Observer) olarak kalmayı tercih etti, böyleye objektifliğinden taviz vermemeye çalıştı.  Doğduğu topraklardan öğrendiklerini tarih metedolojisi ile harmanladı, insanı merkez alan anlayışından asla vazgeçmedi. Demokrasiye olan inancıyla tanındı, sağ ya da sol ayırt etmeden tüm fikirlerin dogmatik taraflarına karşı çıktı. İdeoloj...

Asla Eskimeyecek Bir Başyapıt: Kuzuların Sessizliği (Volkan Çıray)

Resim
Korku-gerilim filmleri, Oscar Ödülleri tarihinde fazla başarısı bulunmayan türde filmlerdir. Bu türde The Exorcist gibi bazı kült filmler birkaç ödül alsa da, genel olarak adaylıktan başka başarısı yoktur korku-gerilim filmlerinin. Ayrıca bu türde hiçbir film en iyi film Oscar’ını kazanamamıştır. Ta ki 1991 yılında The Silence of the Lambs / Kuzuların Sessizliği çıkıp ortalığı kasıp kavurana kadar...  Thomas Harris’in harika gerilim kitabı Kuzuların Sessizliği’nden uyarlanan film, ilk çıktığı zamanlar inanılmaz bir ilgi gördü ve herkes tarafından çok beğenildi. Bu yüzdendir ki 1992 yılındaki Oscar Ödül Töreni’nde toplam 7 dalda aday gösterildi ve bunların 5’inde ödülü evine götürdü. Burada filmin ilginç olan 2 özelliği var. Birincisi, yukarıda bahsettiğim gibi film, Oscar tarihinde en iyi film dalında ödül alan ilk ve tek korku-gerilim filmi olma özelliğini taşıyor (her ne kadar korkudan çok gerilim türünde olsa da) ve bu türde şeytanın bacağını kırıyor. İkincisi ise ...

Abdulhamid'in Kurtlarla Dansı (Batuhan Güneş)

 Öncelikle kitabın adından bahsetmek istiyorum.Mustafa Armağan kitabına neden bu ismi verdiğini şöyle açıklıyor: Bir kargaşa ve kaos ortamında saltanat süren Ulu Hakan’ı ,kurtların arasında mahsur kalmış bir insan gibi görmektedir.Kurtların etrafını sardığı ve her geçen dakika ölüm çemberinin daha da daraldığını söyler ve kurtuluşunun yolunu ise şöyle belirtir: “Kurtlar kendileri gibi ulumayı başaran insana zarar vermez onu kendinden sanırlar.” Sultan Abdülhamid de 33 senelik saltanatında tam olarak bunu uygulamış,19.yüzyılın sonlarına doğru çökmesi beklenen Devlet-i Ali’nin çöküşünü tam 40 yıl geciktirmiştir.Saltanatı boyunca muhteşem ve çok zekice bir siyaset güden Abdülhamid Han tüm ecnebi ülkelere eşit ve dengeli bir politika uygulamıştır.Hatta Alman’ların önemli devlet adamı olan Otto Von Bismarck, Abdülhamid Han’ı övmüş : “ Eğer dünyada 100 gram akıl var ise 90 gramı mutlaka Abdülhamid’de,geri kalanı ise ben ve diğer bazı devlet adamlarındadır. “ demiştir.İşte sonu ...