Mevsim Kadını (Fatma Nur Yıldız)
Nihayet top bende… Bir
yandan topa vurup diğer yandan koşuyorum. Gözlerim rakip takımın oyuncularını
tarıyor bir an. Atışıma engel olacak kimseler yok. Kaleye çok yakınım. Kendimi
hazır hissettiğim an tüm gücümle topa vuruyorum. Ve gol! Takım arkadaşlarım bir
anda üstüme atlıyorlar. Hepimiz yere devriliyoruz. Üstümüz başımız çamur ama
mutluyuz.
Sabah annemden gizlice evden kaçtığımı unutmuşum çoktan.
Yanaklarım kızarmış, tişörtüm ter içinde… Ama umurumda mı? Öğlen oluyor, akşam
oluyor, güneş kayboluyor… Bir kadın yavaş yavaş yürüyor. Kafamı toplayıp oyuna
dönüyorum. Bir dakika, o kadın bana mı bakıyor öyle? Uzun, koyu yeşil bir
pardösüsü var üstünde. Kafasında gri, büyük bir şapka, kahverengi ayakkabıları…
Baştan ayağa Dünya’ya benziyor. Tepesinde gri bulutlu şapka, üzerinde yemyeşil
bir örtü ve tabanı kahverengiyle bitiyor. Bir kızıl güneş eksik diye
düşünüyorum içimden. Dudakları… Kırmızı ve turuncunun ancak bu kadar
karışabileceği dudakları… İşte güneş diyorum. Ufuk dudaklarında görünüyor.
Gözlerimi kırpıyorum sanırım. Çöldeki su gibi kayboluyor
kadın. Bir anda kızıl güneş parlıyor gözüme. Güneş batıyor. Annemin
ağlayışlarını duyar gibi oluyorum. Mahallelinin sokaklarda adımı
haykırışlarını, babamın beni arayışını görüyorum. Her şeyi bırakıp koşmaya başlıyorum
birden. Ayakkabılarım ayağımı acıtıyor. Güneş yanaklarıma batıyormuş gibi
yanıyor yüzüm.
Sonunda eve varıyorum. Tahmin ettiğim gibi herkes
bağırıyor, insanlar ağlıyor... Sebep ben
değilim. Evimizin önünde fırtına kopuyor ama kimse benden bahsetmiyor.
Seviniyorum. Annem bana kızmayacak.
Hava kararıyor, gözlerim kararıyor, dünya kararıyor...
Evimizi, küçük ailemin sahip olduğu en büyük şeyi, alevler örüyor. Her şeyi
içine alıyor ateşten kafes. Ailem kafeste. İnsanlar önümü kapatmaya çalışıyor.
Üzülüyorum. Annem bana kızamayacak.
Karşı bahçenin duvarına oturuyorum. Kırmızı, devasa
arabalar geliyor. İnsanlar koşuyor sürekli. Koca kıyafetli amcalar evimize dalıyor.
Kimse kapıyı açamaz artık. Kafesin parmaklıkları gittikçe daralıyor. Ağlıyorum.
Kuşlar çıkamayacak.
Yine aynı kadını
görüyorum. Kızıl dudaklı kadını… Salına salına geçiveriyor önümden. Bu kez çok
yakınımda ama yinede göremiyorum yüzünü. İlk kez, saçlarını fark ediyorum.
Beyazlar, bembeyaz hatta biraz da şeffaf gibi... Yağmur gibiler aslında. İnce,
uzun, renksiz yağmur damlaları gibiler. Tam da önümden geçiyor.
Bir ses duyuyorum. Kafamı kaldırır kaldırmaz yağmur
başlıyor. Yazın ortasında ne yağmuru? Yine yok oluyor kadın. Tam gittiği yerde
yağmur yağıyor şimdi. İnce, uzun renksiz
yağmur damlaları… Yağmurun söndürdüğü simsiyah bir ev kalıyor karşımda.
İnsanlar gitmiş, büyük arabalar gitmiş… İki kuş cıvıltısı duyuyorum. Kül olmuş
parmaklıkların arasından onlarda süzülüp gidiyor. Yağmurun geldiği yerdeler
artık. Özgürler!
Değerli arsalarmış bunlar, başka
kardeşim de yokmuş sonuçta, bana kalmış. Bir geliverip alaymışım tapularını,
elime mi yapışırmış… Yıllar sonra doğduğum topraklara tekrar gelince anlıyorum.
Alışmışım şehir hayatına, beton yığınlarını özler gibi oluyorum bu küçük kasaba
otelinde. Yıllar sonra çocukluğumu bıraktığım kaldırımlarda dolaşıyorum. Anılarımı
toplamak gelmiyor içimden. Üşüyorum da biraz. Ellerim cebimde, yüzüm neredeyse
kapalı...
Karşımdan biri geliyor. Ben soğuktan
iki büklüm yürüyorken, o bahar yaşıyor sanki içinde. Gittikçe yaklaşıyoruz
birbirimize. O kadın… Ben bilmem kaç yaşına gelmişim, onun yüzünde bir kırışık
dahi yok. Ama ben buna hiç de şaşırmıyorum tabi. Bu kez yüzünü de görüyorum.
Gözlerine şaşırıyorum. Parlak, sivri bir
bakış… Buz mavisi gözleri var. Gittikçe yaklaşıyoruz. Yavaş yavaş deliyor
insanı.
Adımlarım duruyor. Kafamı yukarı
kaldırıyorum. Önünden geçtiğim evin
çatısından bir buz sarkıyor. Parlak sivri bir sarkıt… Gittikçe yaklaşıyor.
Birden deliyor insanı. Önce başım acıyor biraz. Sonra fark ediyorum ki,
kaldırımlar sandığımdan daha soğukmuş. Kırmızı bir battaniye yayılıyor altıma, ısıtıyor
beni.
Eminim, hikâyenin sonunda yine
kayboluyor kadın. Ve o da emin, hayatımda başka bir şey kalmadı. Bu kez beni
alıyor yanına.
Yorumlar
Yorum Gönder
Teşekkürler
#SSBL